o an ihtiyacını hissettiği tek şey, satranç tahtasında farksız bir taksiydi. en azından son bir kez daha, son anda yetişebilmesi gerekiyordu terminale. -bakar mısınız?…
…elinizde taksi durağı kartı var mı hiç?
-cebimde biraz olması gerek. bu en çok istediği cevap ya da en son ihtiyacı olan şakaydı.
kim demiş terminalde hüzün vardır diye? son anda gelmiş biri için işler hiç bir zaman aynı değildir.
yanına alması gereken şeyleri kontrol etti. işlerin yolunda gitmemesi biraz aklını kurcalasa da bu sefer önlemini almıştı, ev arkadaşının bir gün öncesine bilet almıştı, vardığında unuttuğu şeyler için onu yormak zorunda kalmamayı umut etti.
ona da söylemeyi unutacağı her önemi göreceli diğer bir eşyanın bekleme süresi bir kaç haftaydı,
belki ay…
ama hedefini hiç şaşırmaz, hep en önemlileri unuturdu…terminale yetişmiş olmanın sevinci unutkanlık telaşıyla yer değiştirmeye yakındı…
hep o umulmadık anda tanıdık bir çift göze rastlanılmadığı gerçeğiyle kulaklıklarını taktı;
aynı eski şarkılar…
aynı uyuşturucu şarkılar…it’s been a long time since I rock-and-rolled!
aaaahh…LedZeppelin!
arkadaşlarına kalsa her tarafını aptal fransız dans şarkılarıyla doldurması zevkli biri yapacaktı onu…
…been a long lonely, lonely, lonely, lonely, lonely time yes, it has…yol için bir çok şarkısı vardı onun, ama bu sefer sözler gittiği yeri işaret etti gerçekten…
…a-carry me back, carry me back, carry me back mm-baby, where I come from,whoa-whoa, whoa-oh-oh-hoh…
yolculuk onun için sadece kendiyle baş başa kalmanın güzel bir fırsatı değil, bir şeyler karalamanın eşsiz anıydı.
her yolcun kendince ritüelleri vardır.
o da birazdan kişisel ninnisini açacak, cennetin kapısını çalacaktı, ee ne de olsa bob herkese huzur verir!
hayalindeki çizgi romanı da yine bu yolda yaratmış, ama yine üretip hayata gecirememenin tarifsiz hissini yaşamasına sebep olmuştu.
üstünde hırs veya tutku barındıran her cismin, her hareketin bir ruhu vardı.
bunu bir şoförün direksiyonunda görebilirsiniz, veya
artık kalemi vücudunun uzantısına dönüşmüş bir yazarda…kim bilir, belki bir cadının süpürgesinde, ejderhanın nefesinden çıkan cehennem alevinde…
hiç biri tanrıdan beleş bir ruhla gelmemiştir dünyaya bu enstrümanların…sahibi kendinden bir parça ruh katar bu enstrümanlara.
şoför direksiyona aşçı uşağa…
o yüzdendir ki bunlardan biri kaybetmek, yerlerine yenisini koymak zordur…en sevdiği kalemini kaybeden bir yazar, ruhundan bir parçayı kaybetmiştir…ve yeni bir kalem için ruhundan bir parçayı kurban eder…
bazılarının ruhu paramparça olmuştur…
pencereden dışar baktı, kendisini geçmişe çağıran atlı bir grup kızılderili hayal etti…
ve sanki gerçeklermiş gibi hepsinden tek tek özür diledi.
birinin sırtında yarası vardı…bir grup insanın saldırısına uğramış olmalıydılar. silahları da yoktu zaten, çünkü savaşmaya gelmemişlerdi. burası onların bölgesi değildi. şu kızılderililer insan olamaz. onlar doğa ananın evladı ve kesinlikle farklı bir türdü. bu derisi kızıl türün öğretileri, doğa ananın hayat manifestosu gibiydi. sanki doğanın kullanma kılavuzunu yazmışçasına, doğa anaya minnetlerini sunmak adına…
tanrı vahiy göndermeden onu anlayıp, minnetini göstermek için kitap yazar gibi…
doğa ana eminim bu jesti karşılıksız bırakmamıştır…kim bilir belki gördüğümüz o çok yaşlı ağaçlar
doğa ananın, ruhunu sonsuzlukla kutsadığı kızılderililerdir…
bu yüzdendir belki canlılara böylesine ev sahipliği yapmalarının sebebi.
tecrübelerle dolu çehreleri…
el salladı, onlar uzaklaşırken, en iyi niyetlerini bir kova suyla birlikte döktü peşlerinden.
molada yerlileri göremiyor olmak üzücü. çay ısmarlamak isterdi oysa ki onlara. tabi ona çay denirse…yanında duran amca kim kaldi eski tiryakilerden bakışı attı önce şekersiz çaya sonra kesilme vakti gelmiş sakalların sahibi gence.
hala şezlonglu, güneşli ve temiz denizli bir tatilin hayalini kuruyordu…ama yazını çılgın proje ve planlarıyla çoktan doldurmuştu.
-enerji akışı
uyku öncesi son duyduğu şey ahşap saptan çıkan bir robert johnson solosuydu…
iyi tatiller tüm sevdiklerim, her nerelerde, kimlerle, hangi cehennemlerdeyseniz. ama sonunda ben de iyi kötü tatildeyim…
,